22 Kasım 2013 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye rejiminin ülkede yaşananların birinci derecede sorumlusu olduğunu belirterek, "Karşıda aşırı gruplar, onlar da bu işin sorumlusudur. Aşırı grupların elinde olsa olsa uzun menzilli, kısa menzilli bu tür silahlar vardır. Fakat rejim hiçbir ayrım yapmaksızın bütün şehirleri, camileri, mabetlerin hepsini ne yazık ki yer ile yeksan etmiştir, yakmıştır, yıkmıştır. Bunlar konvansiyonel silahlarla olmuştur. Lahey Adalet Divanı'nda yargılanması gereken bir sürecin adımlarıdır" dedi.
Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile düzenlediği ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"2020 Expo Fuarı için İzmir ve Ekaterinburg aday. Bu bağlamda nasıl bir rekabet öngörüyorsunuz?" sorusuna Putin'in, "En güzel seçenek tabii ki Ekaterinburg ama eğer Ekaterinburg olursa İzmir de olsun. İzmir'den daha iyisi yoktur. Düşünüyorum ki sayın Başbakan tam tersi bir şekilde yorum yapacak" demesi üzerine Erdoğan, "Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Fakat en çok korktuğum ikisi birden çıkarsa ne olacak?" ifadesini kullandı.
Putin'in, "Hakikaten bizim ticaret hacminin büyük boyutunu gözönünde tutarak, bizim için hem Ekaterinburg'da hem de İzmir'de bu fuara katılmak ilginç olur ama tabii ki rekabet içerisindeyiz" sözlerine Erdoğan, "Biz karşılıklı bir dayanışma göstereceğiz" karşılığını verdi.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, Başkan Putin ile Suriye konusunu görüştüklerini hatırlatarak, "Kimyasal silahların yasaklanması örgütü ile Suriye rejiminin olumlu bir işbirliğini göz önünde tutarak Suriye konusundaki tutumunuz değişti mi? Cenevre 2 toplantısının düzenlenmesi konusuna nasıl bakıyorsunuz?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
"Suriye konusunda ben St Petersburg'dan bütün dünyaya tekrar seslenmek istiyorum. Kimyasal silahlarla Suriye'de bin 500 kişi öldü. Konvansiyonel silahlarla 150 bin kişi öldü. Bana göre sonucu ölüm olan her işlem her atılan adım suçtur. Uçaklarla helikopterlerle tanklarla toplarla sivil halk öldürülmüştür. Suriye'de rejim bunun birinci derecede sorumlusudur. Karşıda aşırı gruplar, onlar da bu işin sorumlusudur. Aşırı grupların elinde olsa olsa uzun menzilli, kısa menzilli bu tür silahlar vardır. Fakat rejim hiçbir ayrım yapmaksızın bütün şehirleri, camileri, mabetlerin hepsini ne yazık ki yer ile yeksan etmiştir, yakmıştır, yıkmıştır. Bunlar konvansiyonel silahlarla olmuştur. Lahey Adalet Divanı'nda yargılanması gereken bir sürecin adımlarıdır. BM Güvenlik Konseyi bu işin aslında yakın takipçisi olması gerekir. Ama ne yazık ki BM Güvenlik Konseyi de bu konuda hala hemfikir olamamıştır. Ne olduysa şu ana kadar 150 bin insana olmuştur. Yanan yıkılan, Suriye'ye olmuştur. Şu anda 600 bin Suriyeli bizim ülkemizde yaşamaktadır. 1 milyon Lübnan'da, 500 bin civarında Ürndün'de yaşamaktadır. Bu insanlar durup dururken herhalde bizim ülkelerimize kaçmıyorlar, ölümden kaçıyorlar. Kendi evlerini rahat ortamlarını bırakarak kaçıyorlar. Onun için sınır komşusu olarak 910 kilometre ile Türkiye, öbür tarafta Lübnan, Ürdün, Irak, burada tabii çok ciddi sıkıntılar çekmekteyiz."
Başbakan Erdoğan, Cenevre 2 toplantısıyla ilgili de "Cenevre 2'yi başından itibaren destekledik. Fakat üzülerek şunu söyleyeyim ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz, temenni ederiz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok. Bütün bu kaybolan vakitler sadece Suriye'deki rejime zaman kazandırmaktadır. Son olarak diyorum ki, Suriye halkının önünü açalım, bırakalım kendileri iradesiyle kendi yöneticilerini seçsinler" değerlendirmesinde bulundu.