“Su uyur, Hulusi Akar”
2010-14 yılları arasında Hulusi Akar’ın özel kalem müdürlüğünü yapan, Genelkurmay Başkanlığı sırasında da Akar’ın başdanışmanı olan Eski Kurmay Albay Orhan Yıkılkan, 15 Temmuz çatı davasındaki savunmasında, şunları söyledi: “Akar’ın Kara Kuvvetleri Komutanı olması ihtimali yoktu. Bekir Kalyoncu’ya kesin gözüyle bakılıyordu. 2013 YAŞ öncesi MİT’ten bir duyum geldi. Dikkat edin, O. K.’nın ihbarı gibi (15 Temmuz günü öğlen saatlerinde MİT’e gidip darbeyi ihbar eden binbaşı Osman Karacan) bir ihbar değil, duyum, dedikodu. Duyum şu; ‘Yarın Şura kararları açıklandığında Bekir Kalyoncu kara kuvvetleri komutanı olmaz, yani Akar olursa birtakım Balyoz’cu bilinen isimler öncülüğünde Zırhlı Birliklerde isyan olacak’. Bu duyumu kim getirdi? MİT Müsteşarı. Ama Necdet Özel’e veya Başbakan’a değil; Hulusi Akar’a. Niye Akar’a geliyor? Hakan Fidan, ‘TSK’da istihbarat yetkimiz yok’ diyor ya, bu duyumdan sonra MİT’teki askerler sırayla Zırhlı Birliklerdeki arkadaşlarını ziyaret etti. Depoların kilitlerine kadar kontrol edildi. Bu olayda verilen tepkinin yirmide biri O.K.’nın ihbarında verilmedi. Bu kadar ciddiyetsizlik olmaz.”
Orhan Yıkılkan, aynı savunmada şunları da dile getiriyor: “2015 YAŞ’ını şekillendiren belli. 2013-2014 YAŞ’ında da Hulusi Akar, ikinci başkan olarak YAŞ kararlarını şekillendirdi. 2013’ten itibaren kim rakibi olmuşsa, şöyle veya böyle tasfiye edilmiştir. Korkut Özarslan, İsmail Hakkı Pekin, Bekir Kalyoncu gibi…”
Yıkılkan’ın parmak bastığı noktalar çok önemli.
Bir: Hulusi Akar’ın önünün açılmasında Hakan Fidan’ın çok büyük rolü oldu. MİT bizzat devreye girerek muhalif görüşteki askerleri sindirdi. Rakipleri bir bir tasfiye edildi.
Neden?
Hakan Fidan bunu kim ve ne adına yaptı?
İki: MİT, sadece bir kuvvet komutanlığı için isyan duyumu üzerine önceden harekete geçip önlem alırken, 2 yıl sonra 15 Temmuz’da kılını bile kıpırdatmadı.
Neden?
Hulusi Akar’ın kuvvet komutanlığını garanti altına alabilmek için devreye giren MİT, 15 Temmuz’da aynı Hulusi Akar’ı derdest etme planları günler öncesinden yapıldığı halde neden kılını bile kıpırdatmadı?
Akar gözden çıkarıldığı için mi?
Öyle olsa bütün falsosuna rağmen 15 Temmuz’dan sonra genelkurmay başkanlığı görevine devam etmez, sonrasında da Milli Savunma Bakanı yapılmazdı.
****
Karargâh’ı en iyi bilen isimlerden, eski Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Mehmet Partigöç de 15 Temmuz çatı davasında bu hususlara dikkat çekmişti.
Partigöç, Hulusi Akar’ın yükselişi hakkında şunları söylüyordu: “Hozat’ta iki yıl tugay komutanlığı dışında kıta görevi yok. Özel kalem, yurtdışı, harp okulu komutanlığı… Aslında harp okulu komutanlığının üçüncü senesinde alınarak, ipi çekilmiş defteri dürülmüştü. Sonra birileri araya girdi. Bu araya girenler siyasetçiler miydi, FETÖ’cü müydü, FETÖ müydü, CETÖ müydü bilmiyorum. Ancak, özellikle Işık Paşa’nın istifasından sonra, bir şeyler değişti ve önü açıldı. Kim bu sihirli değneği Hulusi Akar’a değdirdi? Kimse bunu araştırmıyor. Hulusi Akar’ın sisteme dahil edilmesi gerekiyordu. Necdet Özel giderken, kuvvet komutanlarının ordu komutanlığı yapmış olanlardan atanmasına ilişkin bir kanun teklifi hazırlamamızı istedi. Ben de bunun hüllesi yapılır dedim ancak Necdet Özel, ‘Hulusi’nin gelişi yanlış. Bu ordunun siyasallaşmasıdır. Üç gün sonra milleti parti binalarından toplarız’ dedi. Kanun teklifini yazdım, önce Yaşar Güler Paşa’ya gösterdim. Kendisinin önünü kesmek için yazdığımızı zannederek kızdı. Durumu açıkladım. Sonra bunu Milli Savunma Bakanlığı’na gönderdik. Necdet Özel komutanın tahmini doğruymuş, Hulusi Akar’ın siyasi gücü varmış. O teklif Milli Savunma Bakanlığı’nda kaldı. Necdet Paşa çok sinirlenmişti. Giderken de, ‘Başımıza geleceklerden siz sorumlusunuz. Hulusi ile ne yapacaksanız yapın’ dedi. Bize, Balyoz, Ergenekon kumpasını kuranlara ilişkin bir isim listesi gelmişti. Bu listenin içinde Hulusi Akar’ın da adı vardı. Bunu bana ikinci başkan Yaşar Güler vermişti, ona da bir polis vermişti. İşte bir sihirli el bu listeyi de yok etti.”
****
Bu sihirli el, kimin eliydi?
Gül’ün mü?
Erdoğan’ın mı?
MİT’in mi?
Cemaatin mi?
ABD’nin mi?
Sonuncusunu bilemem. Ancak bütün bu yaşananlarda ilk dördünün tamamının bir etkisi olduğu kesin.
İşin ironik tarafı, Akar’ı genelkurmay başkanı yaptığına Cemaat’in kendisi de inanıyordu.
Zaten genel olarak Cemaat, Hulusi Akar’a çok inanıyordu.
Bugün gelinen noktada dönüp tekrar bakalım; o sihirli el, kimin eliydi gerçekten?
Ve şu sorularla bitireyim:
Genelkurmay Başkanı Bekir Kalyoncu olsa idi 15 Temmuz olur muydu? Bu şekilde mi olurdu?
Genelkurmay Başkanı Korkut Özarslan olsaydı 15 Temmuz olur muydu? Bu şekilde mi olurdu?
Genelkurmay Başkanı Yalçın Ataman olsaydı 15 Temmuz olur muydu? Bu şekilde mi olurdu?
https://www.ahmetdonmez.net/onunu-kimler-acti-zirveye-nasil-yukseldi/
Ahmet Dönmez
https://youtu.be/Gi6wOvYf5WI