Neye Yarar? Felsefe..
Ahmet Arslan'ın felsefeye giriş kitabında bir şey vardır.
Balonu icad etmişler. Herkes bakıyor. Meraklı birisi geliyor, soruyor, kardeşim bu ne işe yarar?
O da diyor ki, yeni doğmuş bebek ne işe yarar..
Bundan anlıyorsunuz ki "ne işe yarayacaksa yarar sorusu" aslında pragmatik bir soru, bazı yerlerde işlemiyor.
Felsefe ile ilgilenmeye başlamak, aslında, o zamana kadar görmediğiniz pek çok sorunu görmeye başlamak demektir.
Bu açıdan çok önemli. İşte Aporia diyoruz ya, felsefe okumadan önce olağan gördüğünüz şeyleri, felse okumaya
başladıktan sonra "Allah'ım burada ne büyük sorunlar varmış" demeye başlıyorsunuz. Birincisi bu, Sorunu Farketmek.
İkincisi, o sorunun üstesinden gelmek için, ne tür fikirler ileri sürülebilir, geliştirilebilir?
Doğru düşünmeyi öğrenemek, akılsal düşünmeyi rasyonel düşünmeyi öğrenmek olarak algılıyorum.
Yine bu beraberinde karşıt savlar ile hesaplaşmayı getiriyor, yani diyalektik düşünmek dedikleri şey.
İnsanın bir denge arayışı var, bilişsel denge arayışı.
Mesela insanoğlunun etik değerlerle ilgili soruları var, öznel mi, nesnel mi, mutlak mı?
Bir dengesizlik oluşuyor, karar vermeden yaşayamıyorsunuz.
Mesela bir tanrı var mı, yok mu, karar vermeden yaşayamıyorsunuz (stabilite).
Karar vermeniz gerekiyor veya bu sorunun "karar verilemez bir sorun olduğu"na karar vermeniz gerekiyor.
Yani bir dengeye, bilişsel dengeye ulaşmanız gerekiyor.
Bazen, var olan şemaların yıkılması ve yeni bir şema oluşturmak zorunda kalmak.
Yeni bir bilişsel ağ, yeni bir düşünce biçimi geliştirme gibi bir özelliğimiz var.
Ayrıca felsefe, konuşma becerisinin geliştirlmesini sağlar.
Argüman geliştirirken, argümanlarını nasıl kurguluyacağını, nasıl sıralayacağını,
öncelik ve sonralığı nasıl ayarlayacağını, dili nasıl kullanacağını geliştirir.
Felsefe okumak, düşüncelerinin mantıksal hesabını yapmayı bilen,
düşüncesini bir bina kurar gibi kuran, ve bunu ifade ederken de dili mümkün olduğu kadar iyi kullanan insan tipini
ortaya çıkarır.
Felsefe, demokratik hoşgörü kültürünün gelişimine katkı sağlar.
Çünkü, felsefe tarihi, düşüncelerin birbiri ile çatıştığı bir tarihtir.
Baskıcı bir ortamda farklı argümanlar ortaya sürmek mümkün değil
Baskıcı ortamlar da gelişmeye engel ortamlardır.
Demokratik, hoşgörülü bir kültür için felsefe olmazsa olmazlardan.
İslam dünyasında felsefe gelişti bilim de gelişti, felsefe duruyor bilim duruyor, daha ilginci teoloji de duruyor.
Felsefe yoksa insani etkinlikler dumura uğruyor.
Fizik, biyoloji, astronomi hepsinin temelini felsefe oluşturur, Türkiye'deki sorun da bundandır.
Felsefe, varlık, bilgi ve değer alanına rasyonel açıdan yaklaşmak, ve sorun olanlarını saptamak, yaratıcı akıl gücü ile
yeni hipotezler ileri sürmek, insanoğlunun düşüncesel önünü açmayı sağlar, sorunlara yeni metodlar ile çözümler üretir.
Bunu yapabiliyorsanız varsınız.
Mesela islam dünyası geçmişte bunu yaptı, Farabi'ler ile İbni Sina'lar ile
Bugün yapamamasının sebebide bunların önünü kesmesindendir.
Prof. Hasan Aydın