KÜRTÇE MÜZİK KANALI
Kürt müziği üzerine
Kürt toplumunun yaşadığı değişim etkisini daha çok Kürt müziğinde gösteriyor. Değişimin dinamikleri müzik dünyamızı epey bir zorluyor. Müziğimizin geleneksel yapısı ve tarzında ciddi bir tıkanma gözleniyor. Gerçi son yıllarda ‘üretim patlaması’ yaşıyor ama, nitel olarak marjinalleşiyor.
Kürt siyaseti ise yaşanan sorunu sanat camiamızın ’çizgi dışına’ çıkmasına bağlıyor. Siyaset soruna ideolojik yaklaşıyor ve ‘çözüm’ için ‘sanat gerillası’ olmayı öneriyor.
Ne var ki Kürt müziğinin sorunları derindir.
Sorun yaşanan değişime uygun çözümlerin üretilememesindedir.
Yaşanan tıkanmanın başlıca nedeni dünya insanlığının ve onun bir parçası olan Kürt toplumunun geçirdiği değişimler;bilim ve teknik başta olmak üzere hayatın her alanında yaşanan - devrimsel – gelişmelerdir.
İnsanlığa engin ufuklar kazandıran, kültür-sanat başta olmak üzere her alanda baş döndürücü gelişmeler sağlayan değişim, herkes gibi Kürt insanını da derinden etkiliyor.
Çok yönlü ve çarpıcı etkileri olan söz konusu gelişmelerin yol açtığı sonuçlar her gün biraz daha ivme, ayrıntı ve de somutluk kazanarak hayatın derinliklerine iniyor.
Orada yeni yaşam tarzı gibi, yeni bir müzik algısı da şekilleniyor.
Değişim Kürt toplumunu iliklerine kadar çözüyor. Toplum bir yanıyla eski ilişki ve değer yargılarından özgürleşiyor, diğer yanıyla da çağın değerleri temelinde yeniden şekilleniyor
Değişim, bilimden sanata, felsefeden ekonomiye her şeyi alt-üst ediyor. Bununla da kalmıyor; kendisine ayak uydurmayanı tasfiye de ediyor.
Dolayısıyla ayakta kalmanın yolu çağımıza uygun siyaset, felsefe, kültür vs. üretmekten, yeni şeyler yaratmaktan geçiyor.
Kürt müziğinde yaşanan tıkanma esas olarak dünya insanlığının ve onun bir parçası olan Kürt toplumun geçirdiği değişime uygun kültür- sanat felsefesi üretilememesinden kaynaklanıyor.
Dünya değişti, çağ değişti, Kürt halkı değişti; toplumsal ilişkiler, tarzlar, üretim biçimleri ve daha birçok şey gibi müziğin algısı ve işlevi de değişti fakat, geçmişin dar kalıplar içindeki kültür-sanat siyaseti değişmedi.
Bu yüzden dünyanın ve Kürt toplumunun yaşadığı değişime uygun çözümler üretilemedi.
Kaldı ki her defasında sorun müzik kurumları ve sanatçılarla sınırlı olarak değerlendirildi. Her tıkanma da onların ‚sürece cevap olamadıkları‘ söylendi.
Bu sürekli tekrar edildiğinden tıkanma daha da derinleşti.
Oysa müziği ve sanatı hayatın diğer alanlarından soyutlamak demek, çözümsüzlük üretmek demektir.
Daha önce de yazmıştım; herşeyden önce yeni bir felsefe üretilmelidir.
Müzik bireysel ve toplumsal felsefenin temelleri üzerinde yükseldiğinden, sanat camiamız çağın değerleri ve toplumsal dinamiklerle etkileşim içinde olan, toplumu ve bireyi yaşadığı çağla bütünleştirerek yeniden yaratan ve estetik kaygı taşıyan yeni bir müzik felsefesine ihtiyaç duymaktadır.
Müziğin özünde ‘ses sanatı’ olduğu söylenir.
Bunun da ‘estetikten, felsefeden ve toplumla ilişkilerden bağımsız ele alınamayacağı‘ belirtilir.
Müzik yapmak bir yanıyla da toplumun sosyolojisiyle bireyin psikolojisini melodilerle (seslerle) incelemek ve uyum içinde dile getirmektir.
Müzik yapmak demek toplumu ve bireyi yeniden üretmek demektir.
Her müzik eseri bireysel bir aktivite olsa da toplumsal dinamiklerle etkileşim içinde üretilir.