Ay Laçın
Laçın‘ım, Laçın‘ım kesilen elim,
Düşman pençesinde yetim güzelim.
Yol mu var, yanına ne yandan gelim?!
Laçın‘ım, Laçın‘ım, yaralı kuşum,
Kimin var, hâlini kimden soruşum?!
Derdinden okuyan... Ay Laçın… diyor.
Kaldı o yerlerde ilacım diyor.
Ya şimdi ben kime el açım, deyim:
Laçın‘ım, Laçın‘ım, yolu yokuşum,
Kimin var, hâlini kimden soruşum?!
Laçın‘ım, Laçın‘ım, Kesme Şikeste‘m,
Gâh zile yükselir 6 , gâh çalar pesten.
Hevesi, nefesi, sesi kafeste...
Laçın‘ım, Laçın‘ım, yaralı kuşum,
Kimin var, hâlini kimden soruşum?!
Ömrümüz çürüyen ömr oldu niye,
Tanrı‘dan böyle bir emr oldu niye?
Yolların bu şekil yumruldu niye?
Yolu yumrulmuşum, yaralı kuşum,
Kimin var, hâlini kimden soruşum?!