Gittiğin o yerde senin gelmeni bekledim. Oturduğun sandalyeye oturdum, aynı açıdan denize baktım. Nefes aldığın o yer, saçların gibi dağınık, ellerin gibi sıcaktı. Kokun hala terk etmemişti masayı. Garsona iki çay söyledim, sonra bekledim yolunu. Sen gelmedin ben soğudum, çayın üşüdü.İnan gelmediğin günden beri kendime gelemiyorum.
Sanki evim, yolum, şehrim sana ait. Sensizlikten kaçamıyorum. Yokluğunu anlatmak için yeni bir dil icat edilse, yine de eksik kalır eksiklSeni düşününce iyi şeyler geliyor aklıma.
Kim bilir belki de, nüfus kütüğünde, aynı defterin karşı sayfalarında yazılıdır adımız. Akşam mesai bitince ve memur kapatınca o defteri, sarılıp uyuyoruzdur. Adının mürekkebi bulaşıyord