Фильтр
habib-i secitani'nin İmam Məhəmməd Baqir əleyhissalamdan buyurur: Allah azzə və cəllə belə buyurdu: "Allah tərəfindən təyin olunmayan zalım bir İmam vəlayətinə inanan bütün Müsəlmanların yaxşı əməllər işleselerde mütləq azablandıracağam. və allah tərəfindən təyin olunan ədalətli bir imamın vəlayətinə inanan bütün Müsəlmanların pis əməllər işleseler də mütləq bağışlayacağam. "
Ahmet, Ebu Davut, Tirmizi, İbn-i Mace, İbn-i Habban ve Hakim, Ebu Rafi kanalıyla Peygamberimizin (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ederler: "İçinizden biri saltanat tahtına kurulup, benim tarafımdan emredilen veya yasaklanan bir şey kendisine hatırlatıldığında: "Bilemiyoruz. Biz, Allah'ın kitabında bulduklarımıza tâbi oluruz." demesin." (c.2, s.17)
İbni Asakir Abdurrahman b. Avf’tan şöyle rivayet eder: " Ömer b. Hattab Abdullah b. Huzeyfe, Ebu Derda, Ebu Zer-i Gifari (r.a) ve Ukbe b. Amir gibi Resullah’ın (s.a.a) ashabını İslam beldelerinin dört bir yanından çağırarak onları kınayıp şöyle dedi: "Peygamber’den naklettiğiniz ve halk arasında yaydığınız bu hadisler de neyin nesi oluyor?!" Ashab "Bizleri hadis naklinden alıkoymak mı istiyorsun" deyince Ömer "Sizin Medine’den çıkmaya hakkınız yoktur. Ben hayatta olduğum müddetçe de yanımdan ayrılmayacaksınız. Ben hangi hadisi kabul edeceğimi ve hangi hadisi reddeceğimi daha iyi biliyorum" dedi. Resulullah’ın ashabı da Ömer hayatta olduğu müddetçe onun yanında kaldılar."[9]

[9]- Ezva al-es
Meşhur hadisçilerden Süleymân b. Mihrân el-A’meş’in anlattığına göre; Muâviye, İmâm Hasan’la barış imzaladıktan sonra Kûfe’ye ayak bastığında; beraberinde Ebû Hüreyre de vardı. Kûfe mescidine girerek bir konuşma yapan Ebû Hüreyre, Rasûlüllâh’ın (s.a.a):
“Her peygamberin bir haremi (kutsal mekânı) vardır. Benimkisi ise Medîne’dir. Kim burada gayr-ı meşrû bir şey ihdâs ederse; Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun!”
buyururken işittiğini belirttikten sonra, sözü Ali’ye getirir:
“Allah şâhidim olsun ki; Ali o bölgede (dinde yeri olmayan şeyler) ihdas etmiştir!” [1]
Galiba bunun üzerine Kûfeli bir genç ayağa kalkıp Ebû Hüreyre’ye sorar: “Sen, Hz. Peygamber’in “ Ben kim
Hz. Ali (a.s) şöyle derdi:
“İnsanlar içinde Allah’ın Rasûlü’ne (s.a.a) en çok yalan isnat eden Ebû Hüreyre’dir.”[13]

[13]- İbn Ebil-Hadîd, IV, 68, XX, 24; Şerafuddîn, 273
11. Muğîra b. Şu’be’nin zinâ dâvâsı: Araplar arasında “dehâsıyla” ünlü üç beş kişiden birisi olan Muğîra, Halîfe Ömer’in Basra vâlisiydi. Meşhûr sahâbeden Ebûbekra es-Seqafî de Basra’da ikâmet ediyordu. Bir gün Ebûbekra, Muğîra’nın karşı evlerden birine girdiğini gördü! O ev Ümmü Cemîl nâmında bir kadının eviydi. Ebûbekra karşıki evde olup bitecekleri kendi evinden merakla izlerken; vâlinin o kadınla zinâ ettiğini gördü ve derhal, hâdiseye diğer kardeşleri Nâfi’, Şibl ve Ziyâd’ı da tanık etti.
Ebûbekra durumu derhal Medîne’ye yazdı ve halîfeyi kendi vâlisinin yaptıklarından haberdar etti. Halîfe olayı soruşturmak için, Muğîra’yı derhal Basra vâliliğinden aldı ve yerine Ebû Mûsâ el-Eş’arî’yi
a) Hastalığında “Şu an o ne dediğini bilmiyor!” diyerek Allah’ın Elçisi’nin (s.a.a) vasiyetini yazdırmaya karşı çıkan Ömer, aynı şartlarda yazdırılan veliahtlık vasiyetnamesine neden itiraz etmedi? Yoksa böyle durumlarda Ebûbekr kendisini peygamberden daha mı iyi kontrol edebiliyor?
b) Şayet Ebûbekr bayıldıktan sonra bir daha uyanmasaydı; o vakit Ömer kim tarafından hilâfete atanmış olacaktı? Ve bu durum bizim tarafımızdan bilinebilecek miydi, yoksa sırlara mı karışacaktı?
c) “Ebûbekr’e yapılan bîat, bir ‘oldu bittiden’ (= felte) ibâret idi; şimdi birisi çıkıp da aynı yolla, kimseye danışmadan başka birine bîat etmeye kalkarsa; hem bîat eden, hem de bîat edilen, ölümlerine davetiye çıkarmış
Ebuzer Gıfarî şöyle demektedir:
Resul-i Ekrem (s.a.a) vefat edince, Ali (a.s), Kur'ân'ı toplayarak getirip Allah Resulü'nün (s.a.a) vasiyeti üzerine onu muhacir ve ensara sundu. Ebubekir onu açınca ilk sayfasında bir grubun kötü anıldığını gördü. Ömer ileri çıkarak, "Ey Ali! Onu geri götür. Bizim ona ihtiyacımız yoktur." dedi. Emîrü'l-Müminin Ali (a.s) de onu alarak götürdü. Sonra Kur'ân karilerinden olan Zeyd b. Sabit'i getirdiler. Ömer ona, "Ali, içinde muhacir ve ensarın kötülüklerini (ayetlerin tefsiri olarak) zikretmişti. Biz Kur'ân'ı toplayıp, ondan muhacir ve ensarın kötü anılmasını engellemek istiyoruz." dedi. Bunun üzerine Zeyd onlara eşlik ederek onların istediğini yaptı.[5]
[5]- e
Показать ещё